YAZARLAR

Tüm Yazıları Mehtap Gözükan

"Müslüman Olmayanları Dost Edinmemek" Ne Manaya Geliyor?

22.02.2017 15:31

İslam'a muhalefet eden bazı kişiler Müslümanların, Müslüman olmayanlarla dost olmasının İslam'a göre yasak olduğunu ve İslam'ın sevgisiz bir din olduğunu iddia ederler. Oysa durum hiç de yansıttıkları gibi değildir. İslam sevgiyi ve barışı esas alan, her görüşte insanı kavrayıp iyilik edilmesini telkin eden bir dindir. 

İslam'a muhalefet eden bazı kişiler Müslümanların, Müslüman olmayanlarla dost olmasının İslam'a göre yasak olduğunu ve İslam'ın sevgisiz bir din olduğunu iddia ederler. Oysa durum hiç de yansıttıkları gibi değildir. İslam sevgiyi ve barışı esas alan, her görüşte insanı kavrayıp iyilik edilmesini telkin eden bir dindir. 

Dost olarak çevrilen kelimenin Arapçası 'evliya'dır. Evliya, 'veli' kelimesinin çoğuludur. Dost, hami, sorumlu, sahip, rehber manalarına gelir. Örneğin Araf Suresi 3. ayette "Rabbinizden size indirileni izleyin, O'ndan başkalarını dost (rehber) edinerek izlemeyin." denir. Zümer Suresi 3. ayette ise Allah'tan başka evliya (rehber) edinenler müşrik olarak tanımlanır. Bu kişilerin Allah'a yakınlaşmak için bir takım kişileri rehber edinip onların anlatımlarına göre din yaşayarak kişilerin kölesi konumuna geldiğinden bahseder. Oysa Allah kişilerin değil, Kendisinin, yani Kuran'ın rehber edinilmesini ister. 

Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını veliler (rehberler) edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir... (Zümer Suresi, 3)

Allah Yunus Suresi 62. ayette "Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına (O'nu rehber edinenlere) hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de." buyurur. 

Kuran'da dost olarak çevrilen diğer kelime ise yetevelle-hum'dur. Bu kelime de “bakımını üstlenir, hakim duruma geçer, yönetimi ele alır” anlamlarındadır. İslam muhaliflerinin en çok takıldığı Maide Suresi 51. ayette evliya kelimesi ile beraber yetevelle-hum kelimesi geçmektedir. Maide 51'deki manayı anlamak için önceki ayetleri de beraberinde okumak gerekir. Maide Suresi 41. ayetten itibaren okunduğunda, Yahudilere Tevratın verildiği ve nebinin Tevrat'la hükmetmesinin istendiği görülür. Daha sonra Tevrat'ı doğrulayan İncil'in geldiği ve nebinin, kavmine Allah'ın indirdiği ile hükmettiği anlatılır. Daha sonra, önceki kitapları doğrulayan Kuran'ın ve nebinin geldiği ve nebinin Kuran'la hükmetmesi gerektiği bildirilir. Ancak bir kısım müşriğin, Yahudi ve Hristiyan müşriklerin yaptığı gibi cahiliye hükmünü benimseyerek, nebiyi Kuran hükmünden kaydırmak istediği, Allah'ın ise nebiye, "Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma" (Maide Suresi, 49) dediği anlatılır. Ve ardında da iman edenlere seslenilir:

Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları velî/dost (evliya-rehber) edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velisidirler (evliya-rehber). Sizden kim onları velî (yetevelle-hum-)edinirse o da onlardandır. Allah böylesi zalimleri doğru yola iletmez. (Maide Suresi, 51)

Ayetin öncesini bilerek okuduğumuzda bu ayette müşrik olan Yahudi ve Hristiyanlardan bahsettiği anlaşılır. Maide 51'de ise Allah iman edenlere, Allah'ın hükmünden saptırmak isteyen Hristiyan ve Yahudileri veli/rehber edinmemeleri uyarısında bulunulur. Kim onları veli (yetevelle-hum) edinirse onlardandır denir. Yani cahiliyenin müşrik sistemini öğütleyen kişileri rehber edinen, onların yönlendirmesi ile şekil alan kişilerin de müşrik olacağı bildirilir. 

Sonraki ayetlerde veli/rehber edinilmemesi söylenen bu kişilerin kalplerinde hastalık olduğu ve samimiyetsiz ruh halleri anlatılır. Ve 54. ayette Allah'ın hükmünü terkedip müşrik Yahudi ve Hristiyanlara uyan olursa "Allah (yerine) Kendisi'nin onları sevdiği, onların da Kendisi'ni sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda çaba harcayan ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk ..." getireceği haber verilir. 

55. ayette ise müminler için tek velinin Allah, elçisi ve vahye sadık müminler olduğu bildirilir. Bu ayette dost olarak çevrilen kelime ise 'vly' kökünden gelen bir kelimedir. Ve "yakın, yanında duran, yardımcı, bakan, gözeten, yöneten, arkadaş" manalarına gelir. 

Sizin dostunuz (veliyyu-kum), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir. (Maide Suresi, 55)

57. ayette, dininizle alay eden Kitap ehli ile beraber kafirleri de dost/rehber/veli edinmeyin denir. 

Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup-sakının. (Maide Suresi, 57)

Ve daha sonraki ayetlerde bu kişilerin haramda, kötülükte ve zulümde ileri gittikleri anlatılır. Kötülük ve zulümde ileri giden bir toplulukla aklı başında kimse dost olmak, onu rehber edinmek, onun tarafından yönetilmek ve yönlendirilmek istemez. Bu çok doğal bir sonuçtur. 

Bir başka ayette İslam'a düşmanlık besleyen ve zulmeden kişilerin dost/veli/rehber edinilmemesi gerektiği hatırlatılır. Bu da gayet normaldir. Kimse zalim, adaletsiz, saygısız biriyle dost olmak, onu kendisine rehber edinip o kişi tarafından yönetilmek istemez. Annenize hakaret eden, kız kardeşinize iftira atan, babanızı evinden yurdundan süren biri olursa o kişiyle dostluk bağı kurabilir misiniz? Elbette kuramazsınız. İslam'da da durum aynıdır. 

Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir. (Mümtehine Suresi, 9)

Allah'ın bu ayetlerdeki asıl uyarısı, vahyin tahrif edilmesi, Yahudi Hristiyan öğretilerinin İslam'a sokularak din olarak yaşanması tehlikesi hususundadır. Zira bugün bu ayete uyulmamasının sonuçları ile her gün muhatabız. Yahudi kaynaklarında yer alan recm, erkeklerin sünnet olması, Adem ve Havva'nın ensestle çoğaldığı vb. hikayeler nedeniyle İslam adı altında büyük ziyanlar yaşanmıştır. 

Maide Suresi 51'i Kitap ehli ile sosyal münasebetlerde bulunmama ya da düşman olma şeklinde yorumlayan kişilere, Kitap ehline bakışı anlatan diğer ayetleri hatırlatmak istiyorum.

- Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. (Ali İmran Suresi, 113)

Onların hepsi bir değildir! 

- ...kitap ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; ...(Ali İmran Suresi, 75)

Kitap ehlinden bazı kişiler emanete sadakat gösteren dürüst insanlardır

- Şüphesiz, kitap ehlinden, Allah'a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah'a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır... (Ali İmran Suresi, 199)

Kitap ehlinden Allah'a, bize indirilen Kuran'a ve kendilerine indirilene inananlar olduğunu bildirilir.

- Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır. (Maide Suresi, 5)

Kitap ehlinin yemekleri ve evlenmek için kadınları helal kılınmıştır.

- ...Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. (Maide Suresi, 82)

İman edenlere sevgi bakımından en yakın Hristiyanlardır.

- Şüphesiz, iman edenler(le) yahudiler, hıristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 62) 

Kitap ehlinden Allah'a ve ahiret gününe iman edip, salih amellerde bulunanların Allah Katında ecirleri vardır ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Aynı mantık, kafirler (gerçeğin üstünü örtenler) için de geçerlidir. Gerçeklerin üstünü örten kişi elbette güvenilmezdir. Doğal olarak samimi, candan, güvenilir bir dost olamaz mümin için. Ancak arkadaş olabilir. Allah din konusunda mücadele etmeyen ve zulmetmeyen herkese -ateist, deist, budist, agnostik- iyilik yapın ve adaletli davranın der. Sonuç olarak dostluk ayrıdır, arkadaşlık ayrıdır. Çevrenizde sizinle aynı görüşte olan insanlardan dahi kaçının dostunuz olduğunu düşünerek konuyu daha iyi anlayabilirsiniz.

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8)